ANASAYFA  
  HAKKIMDA  
  GALERİ  
  PROJELER  
  MAKALELER  
  ONUR KÖŞESİ  
  SÖYLEŞİLER  
  İLETİŞİM  
HAKKIMDA




Benim için fotoğraf Anlatmanın bir başka biçimi, Gönül Gözü.

Aile mesleğimiz de diyebileceğim Sigortacılık Sektöründeyim. Liberty Sigorta Hasar Direktörü olarak çalışıyorum.

Mersinliyim. İstanbul’da yaşıyorum

50 yaşımdayım.

Beni en çok etkileyen müzik tarzı Fado diyebilirim. Amalia Rodrigues, dinlemekten keyif aldığım bir Fado sanatçısı. Amy Winehouse maalesef ölümünden sonra keşfettiğim bir şarkıcı, parçaları beni etkiliyor, sözleri duygu yüklü.

Fotoğrafa dair kitapları çok seviyorum, şu anda John Berger ’in ‘O Ana Adanmış’ isimli eserini okudum son olarak. Ayrıca Ahmet Ümit okuyorum,”Sultanı Öldürmek” ve ”Beyoğlu Rapsodisi” adındaki kitapları bitirdim. Orhan Pamuk’un Kar isimli eserini tamamlamak üzereyim. Fotoğraf hakkında eş zamanlı okuduğum bir diğer kitap ise Sevgili Tekin Ertuğ üstadın “Fotoğraf Sanatı Üzerine (Kritik Eşik)” isimli kitabıdır. Aynı anda birçok kitabı okuyamamak paradigmamı artık aşmış olmaktan çok mutluyum. Önceleri bir eser bitmeden diğerine başlayamazdım.”Mahaçina” isimli bir sunum hazırlığı içerisinde olmam sebebi ile Çin hakkında okuyorum ayrıca.

Fotoğrafa olan aşkım oldukça eskiye dayanıyor. İlk makinem olan ‘Kodak Retinette 1 B’ 18-19 yaşlarımda Tarsuslu fotoğrafçı Sevgili Süleyman Tonguç -rahmetle anıyorum- tarafından bana hediye edilmişti. Kendisi Tarsus’ta “Foto Kemal” isimli dükkanlarında kardeşleri ile fotoğrafçılık yapardı. Film banyo etmek, kontak baskı almak gibi işleri hep ondan öğrendim. Bir yandan da makinemle ağaç, çiçek, böcek, aile bireyleri ne bulursam çekiyordum. Ancak bir eksik vardı. Onu da uzun yıllar sonra kavradım. O dönemlerde kendime bu konuda hedef koyamamıştım. Sonraki yıllarda birkaç fotoğraf makinesi almama rağmen bu makinenin yeri benim için hep ayrı oldu. Hatta Bay Tonguç, rahmetli olduktan sonra bu makineyi sevdiğim bir dostuma eski fotoğraf makineleri sergisinde kullanmak üzere onun adına bağışladım ve yine aynı dönemlerde de fotoğraf çekmeye ara verdim.

İlk yarı profesyonel fotoğraf makinem Analog bir ‘’Minolta’’ idi. Onu da 1999 yılında satın aldım ve uzun süre de kullandım. Fotoğraf Yolculuğum daha sonra ‘’Nikon F 100’’ ile devam etti ki bu makine de bana göre Nikon’un klasiklerinden biridir ve çantamda da daima bulundururum.

Uzunca bir süre Dijital Fotoğraf Makinelerini kullanmamak için direnç gösterdim ama 2005 yılında kolaylık sağlayan ve son derece pratik olan bu teknolojiye teslim oldumsa da hiç pişman olmadığımı itiraf etmeliyim.

Hayatımı, asıl işim olan sigortacılıktan kazanıyorum. Asıl işimde başarı ve ilkeli çalışmak benim için çok önemli. Fotoğraf yaşamın her anında bana yoldaşlık ediyor. Bir yaşam biçimi haline geldi. Yüzdesi nedir derseniz bir oran vermem çok mümkün değil. Çünkü işimde ve özel hayatımda farklı bir bakış geliştirmemde çok faydalı, sabırlı olmayı ve bir kez daha düşünmeyi öğretti bana, fotoğrafa bir yaşam aracı ve felsefesi olarak bakıyorum.

Fotoğraf çekmek benim için bir mutluluk kaynağı, çok keyif alıyorum. Deklanşör sesi kimi zaman beni alıp o karenin içine taşıyor, kendimi mutlu hissediyorum. Bazen de yaşadığımız anın ne denli değerli olduğunu bana vurguluyor. Etrafımızda, bu dünyada, ne kadar farklı yaşamlar olduğunu, insanların ne zor koşullarda yaşadıklarını ve buna rağmen gülebildiklerini görüyorum.

Fotoğraf çekerken amacım, insanlara görmedikleri yaşamları aktarmak, gidemedikleri yerlere götürebilmek ve göremedikleri kesitleri görmelerini sağlamaktır. Buna kısaca bilinmeyenin perdesini aralamak da diyebiliriz.

Evet, bir tarzım var. Portfolyomda bu bir ‘Hulki Muradi’ fotoğrafı diye düşündürten kareler oldukça fazla. İçerisinde yaşam öğesi taşıyan fotoğrafları ise her zaman daha çok seviyorum.

Prensip olarak fotoğrafı projeler oluşturarak çekmeyi tercih ediyorum. Özellikle topluma bir takım şeyleri anlatmakta yararlı olduğuna inandığım için daima canlı tuttuğum projelerim var. Çalışan çocuklar, İnanç, Hamam, Bencil Gen, Eski Meslekler, 100 Yüz, “Torakçılar- İsli, Sisli Yaşamlar”, +1400 sürekli olan ve geliştirdiğim çalışmalarım.

İnanç çalışmamdan bir kesit olan Mersin’li Ortodokslar, Fotoğraf Dergisinin Haziran-Temmuz 2010 tarihli sayısında yer aldı ve böylelikle bu projenin bir bölümünü de ilk kez fotoğraf severlerimizle paylaşmış olduk.

Ekip çalışmasını çok sevdiğim için kimi dostlarımızla da zaman zaman bazı ortak çalışmalarımız olmakta. Bu tarzı ilk kez değerli dostum Mehmet Hilmi Albayrak ile gerçekleştirerek tamamlamıştık. El yapımı caz zillerini konu alan ‘’Zilistanbul’’ isimli projemiz 2009 yılı Nisan ayında Fotoritim’ de yayımlandı. Ayrıca birçok fotoğraf derneğinde gösterisi sunulan ZİLİSTANBUL/ AGOP’ un Zilleri ortak yaptığım ilk çalışmaydı ve çok keyif aldım ayrıca öğrendim. Kısa bir süre önce fotoğraf severler ile paylaştığımız ortak projemiz daha var ki bizim için oldukça heyecan verici. Bu çalışmamızı da Dostlarım Mehmet Hilmi Albayrak ve Süleyman Uçan ile beraber hayata geçirdik.

Konusu ise kısaca şöyle; Brezilya’da aynı tersanede 27 yıl önce inşa edilmiş ve denizlere açıldıktan sonra hiç buluşmamış iki kız kardeş geminin –gemiler daima dişidir- artık yük taşıyamayacak yaşa gelmeleri nedeniyle iki ayrı armatörden satın alınarak Tuzla’da buluşturulmaları. Bu gemiler enerji santrali olarak kullanılmak üzere yeniden inşa edildiler. “Prenseslerin Tuzla’da Uyanışı” adı altında bir fotoğraf sunumu olarak fotoğraf severler ile paylaşılan bu gösteri çok anlamlı idi.

2009 yılında AFIAP unvanı taşımaya hak kazandım.

2011 yılında Mersin Olba Fotoğraf Derneği’ni arkadaşlarımla kurmak nasip oldu.

Mayıs 2013 dönemi ise fotoğraf hayatımda önemli bir mihenk noktası olacak olan Cumhuriyet Gazetesinin geleneksel olarak her yıl düzenlemiş olduğu 67. Yunus Nadi Fotoğraf ödülünü kazandım.